Makale 105 : Baltayı Biletme Zamanı Gelmiştir.
Baltayı Biletme Zamanı Gelmiştir.
Bir Hikâye
Bir Ders
İki
orman köylüsü bir ormanda çalışıyorlarmış. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor,
ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün
boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından
birkaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir
dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu
tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sonuç
olarak ikinci adam çok ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: "Bu nasıl
olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha
geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?" diye
sormuş.
İkinci
adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:
“Ortada
bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı
biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.”
Hikâyemizi
günümüz Gümüşhane’sine uyarlamak istiyorum.
Oltan
Sungurlu’nun gölgesinde Sungurlu’nun kalıntıları olarak bu şehrin son 25
senesine tecavüz edenlerin okuyup ders çıkarmalarını özellikle istiyorum.
25
yıldır bu şehirde 5 adet aktif üretim yapan fabrika kapatılırken o makamları
işgal eden, akıllarınca her işten anlayan fakat ormancının baltası misali
analitik düşüncelerinin köreldiğini anlayamayan ve halen bu şehrin ticaretine
sıfırın altında yön verenlerin özellikle okumasını istiyorum.
Üretemeyen, vilayet
makamının uğraşı dışında yol kat edemeyen, kaderi valilerin elinde olan
şehrimin gençlerinin okumasını ve sorgulamasını istiyorum.
Tek dertleri daha iyi şartlarda
emeklilik sürmek olan, memlekete hizmet etmek gibi dertleri olmayan, son 15
yılın vizyonsuz milletvekillerinin bu şehre ne katkıları olduğunun kendileri
tarafından sorgulanmasını istiyorum.
Hayallerim
Bu şehirle
ilgili o kadar büyük hayaller kuruyorum ki…
Örneğin
Gümüşsu’yun tekrardan Dimes’le rekabet etmesini istiyorum,
Kürtünde
ülkenin en büyük silah fabrikasının kurulmasını ve mahzenlerdeki ustaların gün
yüzüne çıkarılmasını istiyorum,
Şehrin
sokaklarına düzen getiren, dikine değil yatay mimari anlayışını benimseyen bir
belediyemizin olmasını istiyorum,
Şehrin
kaderini madenciliğe terk eden değil, üretim yapan fabrikalar kurulması için
çaba gösteren oda başkanlarının olmasını istiyorum.
Bu şehirde
Gümüş Sokak’ın kurulmasını ve Gümüşhane’den çıkan gümüşlerin bu şehirde işlenip
o sokaktaki gümüş satıcılarında satılmasını istiyorum.
Bu şehrin
doğal güzelliklerinin eşsiz tanıtımının sağlanmasını ve bunun sonucunda kültür
ve doğa turizminde bölgenin incisi olmasını istiyorum.
Gençlerin Önü Açılmalı
Şüphesiz son
yıllarda sorgulamayan, araştırmayan ve okumayan bir toplum oluşmuştur. Bunun
götürüsü olarak da, birilerinin bizler adına karar verirken rahat
davrandıklarını ve sorgulanmaktan korkmadıklarını görüyoruz. Bizlerin, yani
Gümüşhane’deki sorgulayan gençlerin, şehir yönetimine ‘’kalıcı süreliğine el
koyması’’ gerektiğini düşünüyorum.
Eleştirmekten
korkmadan ama hakaret de etmeden hak bildiğimizi, hak yolunda savunmaktan ve
uygulamaktan asla vazgeçmememiz gerektiğini düşünüyorum.
Bu şehrin
‘’taşın altına elini koyacak birey sayısının artması halinde’’ önümüzdeki 10
yıl içerisinde bölgenin en popüler, önümüzdeki 50 yıl içerisinde ise ülkenin ve
dünyanın adından söz ettiği bir cennet köşesi olarak adlandırılmaması için bir
sebep göremiyorum.
Sadece ama
sadece körelmiş insancıkların artık ayakaltından çekilmeleri gereklidir.
Unutmayın ‘’ben gidersem burayı yönetemezler’’ diyen yöneticiler; kesinlikle
ruh sağlığını kaybetmiş, birey olamayan şahsiyetlerdir. Çünkü bu ülke, her
zaman, her mevkii ve her makamı dolduracak evlatlar yetiştirmektedir.
Körelmiş
zihniyetlerden kurtulmuş, aydın ve yenilikçi gençlerle yoluna devam edecek bir
Gümüşhane’ye kavuşmak temennisi ile.
Sağlıcakla
kalın.
Yorumlar
Yorum Gönder