13. Makale : İnsanı Doğa İle Buluşturmak
İNSANI DOĞA İLE
BULUŞTURMAK
Ne yazık ki günümüz dünyasında İnsanlar ile
doğa arasında kopan ve onarılması gereken bir bağ var. Geçmişimize baktığımızda
bu bağın çok kuvvetli olduğunu görmekteyiz. Hep doğa ile iç içe yaşayan ve
yaşam kaynağı toprak olan Anadolu, bu bağın en kuvvetli olduğu coğrafya olarak
tarihe geçmiştir.
Bu coğrafya
toprağa ve doğaya o kadar değer vermiştir ki; insanlar yaşam tarzlarında,
kültürlerinde, sanatta ve folklorda doğayı, insanı ve toprağı her daim simge
olarak kabul etmiştir.
Tarımın en
büyük geçim kaynağı olması toprağa olan sadakatin her daim artarak sürmesine
neden olmuştur. Nitekim eski yerleşim yerlerine baktığımızda şehirlerin,
kasabaların ve köylerin dağ eteklerine kurulduğu görülmektedir. Tarih boyunca
ovalar ve düzlüklerin birincil kullanım amacı her daim tarım olmuştur.
Anadolu Kültürünü
bizlere aktaran türkülerimize baktığımızda yeşile, toprağa ve doğal varlıklara
verilen değeri görmekteyiz. Birçok eserde topraktan, sudan, havadan, buğdaydan,
ekinden, keklikten, şahinden, laleden, sümbülden ve bunun gibi yüzlerce
terimden de anlıyoruz ki atalarımız iç içe yaşadıkları doğayı havalandırmışlar
bizlere türkülerle.
Bizler Anadolu
Kültürünü bu topraklara geri getirmeyi veya tamamen yok olmasını engellemeyi
hedefleyen misyon ile yüklenmiş doğa gönüllüleriyiz. Bu kıymetli coğrafyanın
bir sonraki nesillere aynı doğallıkta ve güzellikte aktarılması için Anadolu Kültürünü
yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz.
Anadolu coğrafyası
doğal kaynakları açısından o kadar zengindir ki bu gün Avrupa ülkelerinin
tamamında 12.000 bitki türü bulunurken sadece Anadolu coğrafyasında 9.000 bitki
türü vardır.
Bu topraklar
özeldir. Dünya dört buzul çağı yaşamıştır. Bunlardan ilk üçü yaklaşık 2,5 -3
milyon yıl sürerken sonuncusu yani 4. Buzul çağı ise 300-350 bin yıl sürmüştür.
Bu toprakları özel kılan durum tam olarak 4. Buzul çağında ortaya çıkmaktadır.
Çünkü Anadolu’nun da içerisinde bulunduğu Mezopotamya bölgesi son buzul çağını
yaşamamıştır. Yani bütün dünya 350 bin yıl buzulla kaplı iken bu topraklar
canlı kalmıştır. Yani bu topraklar 350 bin yıl kez fazladan güneşi, karı ve
baharı görmüştür.
Bu kadar özel
bir coğrafyada yaşarken ne yazık ki her geçen gün topraktan ve doğadan biraz
daha uzaklaşmaktayız. Çocuklarımız hayatları bilgisayar ve akıllı telefon
ekranları arasına sıkışmış durumdadır. Doğayı bilmeyen, toprağı, havayı ve suyu
koklamayan insanların hayatlarında karşılaştıkları zorlukları çözümlemede
zorluk çektikleri görülmektedir. Çünkü kâinattaki en büyük eğitici doğadır.
Okulda mikroskobik gözlemler dışında uzun bir sürede anlatabileceğiniz
biyolojik döngüyü doğadaki çocuk birkaç saat içerisinde rahatlıkla
öğrenebilecektir.
Bu gün
önemsemediğimiz ve hoyratça tükettiğimiz dünyada doğal kaynaklarımız her geçen
gün azalmaktadır. İnsanlar daha lüks ve daha rahat yaşamak adına doğayı her
geçen gün biraz daha tahribata uğratmaktadır. Bunun nedeni doğayı tanımamaktır.
Çünkü doğayı bilen insan asla onu gereğinden fazla kullanmaz. Günümüz
dünyasında geri dönüşüme yeteri kadar değer verilmemesi doğadan uzak
kaldığımızın en önemli göstergesidir.
Hiç zaman
kaybetmeden ilk fırsatta çocuklarınızı alın ve doğa ile buluşturun. Bunu bu
haftalık değil her fırsatta yapın. Çocuğunuza havayı, toprağı ve suyu anlatın.
Ekosistemi anlatın, ağaca dokunsun, ağacı incelesin ve görsün ki o ağaç bir
odun kütlesinden oluşmuyor. Bir ağacın üzerindeki yüzlerce hatta binlerce canlıya
ev olduğunu hissettirin çocuklarınıza.
Çocuklarınız
toprağa dokunsun ve toprağı asla çamur ya da kirleten olarak anlatmayın onlara.
Toprak olmasa ne yiyeceğimiz gıdaların, nede giydiğimiz giysilerin
olamayacağını anlatın. Toprağın ana rahmi gibi olduğunu söyleyin. Düşen
tohumların çimlenene kadar geçen süreyi bir annenin hamilelik süreci olduğunu anlatın.
Sonrasında bitkilerin çimlenip yeryüzüne çıktığı fotoğrafa bakın ve ‘’bu da
zorluklar sonrasında oluşan mutlu aile tablosu değin’’ .
Size soracaktır
çocuk kuruyan bitkileri. Tıpkı insanlar gibi bitkilerde hastalanıyor değin
onlara. Tam burada en can alıcı noktaya gelin ve bu hastalıkların çoğunun insan
eli ile gerçekleştiğini söyleyin.
Sonuç olarak çocuğunuzu doğa ile
buluşturun. Doğa ile iç içe olan Anadolu Kültürünü aşılayın onlara.
Unutmayın;
Tek kurtuluşumuz Anadolu Kültürüdür.
Sağlıcakla kalın…
Yorumlar
Yorum Gönder