116.Makale: Kıyamete 50 Yıl Kala Dünyamız
Kıyamete 50 Yıl Kala Dünyamız
Yapılan
araştırmalar ve bilimsel verilere göre insan ırkı yaklaşık 100 yıl sonra
tehlikeye girecek.
Sanayi
devriminden sonra dünyanın ısısı yaklaşık 1 derece arttı. Yapılan araştırmalara
göre ise önümüzdeki 50 yılda dünyamızın ortalama sıcaklığı yaklaşık 3-4
santigrat derece artacak.
Pekâlâ,
biz toplum olarak bu işin neresindeyiz. Biz bu durumu ne kadar ciddiye alıyoruz
hiç düşündünüz mü?
Kıymetli
okurlarım iklimimiz değişiyor. Ve bu durum basite alınmayacak kadar ciddi.
Çünkü iklim değişikliği sonrası dünyamızın ısısının artması buzulların erimesi
anlamını taşıyor.
‘’Buzullar
eriyince ne olacak?’’
Deniz
seviyesinin 5-10 cm artması insanlara maalesef basit gibi geliyor ve daha üst
kotlarda yaşamın devam edebileceği düşünülüyor.
Bu
hiçte basite alınacak bir durum değil!
Buzulların
çözülmesinin hangi anlamı taşıdığının birkaç başlığını sizlerle paylaşmak
istiyorum.
·
Öncelikle
buzullara yakın türlerin tamamen yok olması veya göç etmesi anlamına geliyor ki
bu durum diğer türlerin baskı altına girmesi veya onlarında başka bir
coğrafyaya göçmesinin zeminini hazırlıyor. Sonuç olarak yüzlerce hatta binlerce
türün yok olması anlamını taşıyor. Ekosistemdeki bu değişiklik ise literatüre
yeni hastalıkların eklenmesi anlamını taşıyacaktır.
·
Buzulların
erimesi ile dünyamızın değişecek olan hidrolojik ve hidrojeolojik yapısı
sonrası, toprak kaymaları, seller, barajların taşması, baraj gövdelerinin
göçmesi sorası ciddi can ve mal kayıplarının yaşanması,
·
Aşırı ve
alışagelmişin dışındaki ani yüksek orandaki yağışlar sonrası tarım alanlarının
zarar görmesi ve gıda üretimlerinin riske girmesi,
·
Kirlenen
dünyamızın bu duruma bağlı olarak ekosistemini yenilememesinden dolayı salgın
hastalıkların oluşması ve toplu ölümlerin gerçekleşmesi.
Onlarca
daha yazabileceğimiz bu hususlar için harekete geçmemiz gerekiyor.
Öncelikle
‘’ben ne yapabilirim’’ sorusunu kendimize sormalı ve iklim değişikliği ile
mücadeleyi bireysel olarak başlatmalı daha sonra ailemiz, çevremiz, mahallemiz,
şehrimiz, ülkemiz ve dünyamızda neler yapabileceğimizi düşünmeliyiz.
Şöyle
bir düşünün günde kaç kilogram atık üretiyorsunuz?
Kişisel
olarak her gün onlarca kilogram atık üreterek iklim değişikliğine en fazla
çanak tutan canlılar maalesef ki biziz.
Bildiğimiz
ve ‘’kabul gören’’ kıyamet olgusuna göre bir anda sular yükselecek, dağlar
devrilecek ve yeryüzündeki bütün canlılar bu karmaşanın arasında yok olup gidecek.
Evet,
bizler kıyamet ile ilgili bu kabulümüzü anlık olmasında ziyade onlarca yıla
yaymak için elimizden geleni yapıyoruz.
-
Var mısınız
örneğin kişisel temizliğimizde sadece doğal sabun kullanmaya.
-
Var mısınız
deterjan yerine kül ile basitçe üreteceğimiz bir ürünü kullanmaya,
-
Var mısınız her
yıl kilogramlarca atık üreten kimyasal içerikli yumuşatıcılar yerine sirke
kullanmaya,
-
Var mısınız kimyasal
içerikli cam sil ve ayakkabı cilaları yerine limon kullanmaya,
-
Var mısınız
kimyasal içerikli cilt maskeleri yerine mısır unundan basitçe yapacağınız bir
cilt maskesini kullanmaya,
-
Pipet
kullanmayarak içeceğimizi yudumlamaya,
-
Pet şişe su
yerine cam matara taşıyarak daha az atık üretmeye,
Onlarcasını
yazabileceğimiz bu hususlara birçok kaynaktan rahatlıkla ulaşabileceğinizi
söylemek isterim. Belki reklama girecek ama dünyamız için reklamını yapmaya
değecek ‘’Zehirsiz Ev’’ kitabını acilen kitaplığınıza dâhil etmeli ve bütün
aile fertlerinize okutmalı, okutmaktan öteye de geçip uygulamalıyız.
Dünyada
her gün 1 trilyon plastik poşeti doğaya bırakıyoruz. Siz şu yazıyı okumaya
başladıktan sonra bile milyonlarca poşet atıldı bile. Ama emin olun plastik
atıkların en basiti poşetler.
Geri
dönüşüm elbette önemli ama geri dönüşüm içinde çok ciddi bir enerji harcadığımızı
göz önünde bulundurarak öncelikle atık üretmemeyi, ‘’sıfır atık’’ ilkesi ile
yaşamayı öğrenmeliyiz.
Alışkanlıklarımızı
değiştirmemiz elbette zor olacak ama dünyamız ve gelecek nesillerimiz için
sizce değmez mi?
Yorumlar
Yorum Gönder