11. Makale: Olmaz Denileni Olduran Siyaset
OLMAZ DENİLENİ OLDURAN
SİYASET
Bu hafta sizlere kısa bir hikâye
anlatmak istiyorum. Yıl 2011 bir maden işletmesi orman izinlerini almak için
ilgili kuruma başvuruda bulunur. Maden işletmesi iznini almak istediği ormanı
kesip buraya kimyasal atık barajı yapmak istemektedir. Lakin hem il hem de
orman bölge müdürlüğü planlanan alanın ‘’Potansiyel
Endemik ve Korunması Gereken Nadir Ekosistem‘’ alanı olduğu gerekçesi ile
bu izni vermemektedir. İstenilen alan Anadolu Dagonali Kompozisyonu olarak
adlandırılan, yani özel niteliğe sahip bir kuşakta bulunmaktadır.
Maden
şirketi bunun üzerine farklı alan araştırmasına girer. Farklı bir vadi bulur ve
orası için gerekli proje çalışmalarını yapmaya başlar. Tam işler yolunda
giderken kendini bilmez çevreciler çıkar meydana. Baraj yapılması düşünülen
alanda tam bir milyon ağaç bulunduğu iddia ederler. Orman müdürlüğü de bu
bölgenin Anadolu Dagonali Kompozisyonu özelliklerini taşıdığını söyler. Bunun
üzerine işler zora girer ve burası içinde izin verilmemektedir.
Lakin para
hırsına bürünen ve o bölgedeki doğal yaşamı hiçe sayan maden işletmesinin
elinde bir C planı bulunmaktadır. O plan, açılamayan kapıları açtıran, olmazı
olduran, imkânsızı başarmayı sağlayan siyasettir. İş ilgili bakanlıkta etkisi
olan ve Gümüşhane için siyaset rüyaları gören bir kişiye ihale edilir. İlgili
bakanlıkta bir komisyon kurulur. 2011 yılında il ve bölgedeki kurum personeli
tarafından sahada yapılan incelemeler sonrası ‘’Potansiyel Endemik ve Korunması Gereken Nadir Ekosistem‘’ alanı
olarak tanımlanan bölge Ankara da
masa başında ele alınır. Acilen ilden ve bölgeden burası ile ilgili görüş
istenir. Gerekli yerlere verilen siyasi talimatlar sonrası kurumlar 2011 yılında
var dediğine artık yok demektedir.
O kişi bakanlıktaki gücünü ve mensubu olduğu
siyasi partinin etkisini kullanarak gerekli izinin alınmasını sağlamıştır.
Hikâye maden işletmesi ve iş halledicisi açısından burada bitmiştir.
Bu hikâye hayal ürünü değil tamamen gerçektir.
Ortada hukuksuz bir işlem vardır. Gelinen noktada Gümüşhane halkının bu
hukuksuzluğa müdahale etmesi gerekmektedir. Bu şehir bizim yaşam alanımızdır ve
yaşam alanımızı korumak anayasal hakkımızdır.
Olayın farklı bir boyutuna da
değinmek istiyorum. Gümüşhane halkının göz ardı etmemesi gereken bir durum söz
konusudur. Seçtiğimiz siyasilerimizin Gümüşhane’yi ne kadar önemsediğini gözden
geçirmemiz gerekmektedir. Siyasi parti ayrımı yapmaksızın Milletvekili
adaylarımızın kesinlikle ailesi ile beraber bu şehirde yaşıyor olması
vazgeçilmezimiz olmalıdır. Yoksa tek dert koltuk sevdası olacaktır.
Amacım
kesinlikle siyaset yapmak değildir. Siyasi tarafsızlığımı beni tanıyan herkes
bilir. Şehrimizin geçmişine baktığımızda en büyük sancının siyasi başarısızlıklar
olduğunu görmekteyiz.
Yakın tarihte üretim yaparken kapatılan
GÜMÜŞSUYU meşrubat fabrikasına baktığımızda, gerek siyasi idarenin gerekse de
bürokratlarımızın kılını kıpırdatmaması bu kişilerin şehrimize verdiği kıymeti
bizlere göstermek için kâfidir. Siyasilerimizin
ve o dönem şehrimizi yönetenlerin iki dudağı arasında ya da az çabası ile
kurtarılabilecek durumda olan ve Gümüşhane’nin adını dünyaya duyuran GÜMÜŞSUYU
Meşrubat Fabrikası hiç uğruna kapatılmıştır.
Yukarıdaki hikaye ile bu durumun ne bağlantısı var diye düşünmeniz gayet
normaldir. Gelmek istediğim nokta şudur. Son dönemlerde bizim seçip meclise
gönderdiğimiz milletvekillerimiz Gümüşhane insanını düşünen, Gümüşhane’nin
doğasını ve çevresini önemseyen olmamıştır. Bazısı HES firmalarının, bazıları
da maden firmalarının avukatlığına soyunmuş ve bu şehrin geleceğini yok
etmişlerdir. Yukarıdaki hikayenin kahramanı olan kişi henüz milletvekili olmamışken
şehrin kaderi ile oynaması konunun vehametini ortaya sermektedir.
Yıllardır siyasi ve yönetimsel beceriksizlikten dolayı doğan ve büyüyen
istihdam sorununun çözümü olarak bu günlerde madencilik işaret edilmektedir.
Oysaki bu şehrin dünyada nam yapmasını sağlayan kuşburnusu, dutu , pestili ve
kömesi vardır. Bundan ellli yıl önce İstanbuldaki pazarlarda pazarcıların ‘’
Gümüşhaneeee’’ diye bağırdıklarında sattıkları şeh bu şehrin göbek elmasıdır.
Yani bu şehrin tamamlayıcıları doğal ürünleridir. Madencilik gelip geçicidir.
Bu şehrin kalkınmasının tek çıkış yolu tarım, hayvancılık, doğal ürünleri ve
doğa turizmidir.
Şehrimizin bakir kalan doğasını koruyup, doğal ürünleri ve turizmi ile
bölgenin gözdesi olması dileği ile.
Sağlıcakla kalın…
Yorumlar
Yorum Gönder